Paris'te Son Konser

Paris'te Son Konser

Film · 2009 · 3 kişi

Radu Mihăileanu 2009'da bir dramatik komedi yönetti: Paris'te Son Konser (özgün adıyla Le Concert). Final sahnesinde Çaykovski'nin Re Majör Keman Konçertosu çalar. Fransa'da 4 Kasım 2009'da gösterime giren film, basın ve seyirciden coşkulu ilgi görmüştür. Yönetmenin önceki filmleri Yaşam Treni ve Bir Şans Daha da başarılı olmuştu.

Hikâye, bir zamanlar Bolşoy Orkestrası'nın ustası sayılan şef Andrei Filipov'un hayatına odaklanır. Filipov, Sovyet döneminde Yahudi müzisyenlerini orkestradan çıkarmayı reddettiği için görevinden alınmıştır; otuz yıl sonra eski orkestrasını bir araya toplamak için bir fırsat bulur. Plan basittir: Paris'teki tek bir konser için Moskova'dan yola çıkıp kendilerini Bolşoy Filarmoni olarak tanıtmak. Ancak Filipov'un Paris'te bir işi daha vardır: solo kemancı olacak genç kadınla görüşmek. Bunun ardında geçmişin karanlık sırları yatar; gerçek Bolşoy da peşlerindedir. Başrollerde Aleksei Guskov, Mélanie Laurent ve Miou-Miou yer alır; François Berléand, Lionel Abelanski ve Ramzy Bedia da kadrodadır.

Çekimler 23 Mayıs 2008'de başlamış, ağırlıklı olarak Romanya'da, birkaç sahne de Paris ve Moskova'da yapılmıştır. Film 2010 César Ödülleri'nde En İyi Müzik ve En İyi Ses dallarında ödül almış, David di Donatello'da En İyi Avrupa Filmi seçilmiş, Altın Küre'de En İyi Yabancı Film adayı olmuştur. Türkiye'de 17 Eylül 2010'da vizyona girmiştir.

YönetmenRadu Mihaileanu
Yapım ŞirketiBiM Distribuzione

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Yalnızca sitemizde profili bulunan oyuncular listelenir.

Farklı gözlerle

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Radu Mihăileanu, sahte bir orkestranın Paris macerasını hem güldürü hem de geçmişle hesaplaşma olarak kurmayı seçiyor ve bu ikili ton filmin hem gücü hem de zayıf noktası. Moskova'dan yola çıkan ekibin dağınıklığı zaman zaman fazla geniş çizilmiş komik tiplere dönüşüyor; bu tiplemeler, Filipov'un genç kemancıyla görüşmesinin ardındaki dramatik ağırlıkla tam uyuşmuyor. Aleksei Guskov ise yorgun ve inatçı şefi ölçülü bir oyunculukla taşıyor, Mélanie Laurent da ona dengeli bir karşılık veriyor. Filmin asıl kozu finali: Çaykovski'nin Re Majör Keman Konçertosu üzerine kurulan bölüm, önceki dağınıklığı büyük ölçüde affettiriyor. César'da müzik ve ses ödüllerini alması bu açıdan şaşırtıcı değil.

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Filmin çıkış noktası, Sovyet döneminde Yahudi müzisyenlerini orkestradan çıkarmayı reddettiği için görevinden alınan bir şef. Bu ayrıntı, hikâyeyi basit bir komedi olmaktan çıkarıp sanatın siyasi baskıyla nasıl yaralandığını soran bir yere taşıyor. Otuz yıl sonra eski orkestranın yeniden toplanması, kariyeri yarıda kalmış bir kuşağın kaybettiği yılların peşine düşmesi gibi de okunabilir. Film bu ağır mirası güldürünün içine yerleştirirken yükü zaman zaman hafifletiyor; yine de Moskova'dan Paris'e uzanan yolculuk, Doğu ile Batı arasındaki eski mesafeyi ve o mesafenin bıraktığı izleri akla getiriyor.

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Klasik müzikle büyümüş bir gönül için bu film küçük bir armağan. Bir zamanlar Bolşoy'un ustası sayılan şefin, dağılmış orkestrasını otuz yıl sonra yeniden toplama hevesi, Yeşilçam'ın en sevdiği temalardan birini hatırlatıyor: kaybedilenin peşinden gitmek, vefa ve ikinci bir şans. Komik sahneler bazen fazla gürültülü kaçsa da hikâyenin sahici bir yüreği var. Final sahnesinde Çaykovski'nin Re Majör Keman Konçertosu yükselirken, müziğin insanları nasıl bir araya getirdiği sözsüz anlatılıyor.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar