Pus

Pus

Film · 2010 · 3 kişi

Tayfun Pirselimoğlu'nun hem yazıp hem yönettiği Pus, 2010'da çekilmiş bir Türkiye yapımı dramdır. Yönetmenin üçüncü uzun metrajı olan film, 11-21 Şubat 2010'da düzenlenen 60. Berlin Film Festivali'nde ilk kez izleyiciyle buluşmuş, 28 Mayıs 2010'da Türkiye'de vizyona girmiştir. Yurt dışında Haze adıyla anılır.

Öykü, İstanbul'un varoşlarında annesiyle yaşayan Reşat'ın etrafında döner. Rolünü Ruhi Sarı'nın üstlendiği Reşat içine kapanık, tuhaf bir gençtir; kaçak DVD işinde çalışarak kıt kanaat geçinir, annesiyle neredeyse hiç konuşmaz. Hayatta yalnızca aynı apartmandaki komşu kızla ve bir gün sahip olmayı umduğu motosikletle ilgilenir. Nedensiz küçük hırsızlıklardan hoşlanan Reşat, patronunun arkadaşı Celal'in bıraktığı bir paketi aşırır. Celal aynı gün öldürülünce paketin içindekini merak etmek onu karanlık bir olaylar zincirine sürükler. Kadroda Ruhi Sarı'nın yanı sıra Serkan Keskin, Bahar Yanılmaz ve Mehmet Avcı yer alır.

Film, varoş yaşamının ağır, sessiz temposunu yakalamaya çalışır. Bir eleştirmen, 24 sayfalık senaryodan yaklaşık 110 dakikalık film çıkarıldığına dikkat çekmiş, karakterlerin gerçek varoş insanları gibi davranmadığını yazmış ve yapımı Zeki Demirkubuz öyküsünü Nuri Bilge Ceylan sinemasıyla anlatma denemesi olarak görmüştür. Seyirci puanları da düşük kalmıştır.

YönetmenTayfun Pirselimoğlu
Pus Pus

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Farklı gözlerle

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Pus, Pirselimoğlu'nun Berlin'de prömiyer yapan, açıkça yazar sineması iddiası taşıyan bir çalışması: suskun karakterler, ağır ve sessiz bir tempo, varoşun ritmini yakalama arzusu. Ruhi Sarı'nın içine kapanık Reşat'ı, az konuşarak boşluğu taşıyabilen bir yüz. Ancak tempo bilinçli bir tercih olsa da yaklaşık 110 dakikalık süre, ince bir senaryonun sınırlarını açığa çıkarıyor; bir eleştirmenin 24 sayfalık metne dikkat çekmesi boşuna değil. Çalınan paket etrafında kurulan kara film iskeleti merak uyandırıyor, ama sessizlik çoğu zaman anlam üretmek yerine kendini tekrar ediyor. Demirkubuz ve Ceylan karşılaştırması anlaşılır; yine de film ikisinin ne yoğunluğuna ne de görsel şiirine tam ulaşabiliyor.

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Pus, İstanbul'un varoşlarını süslemeden, kıt kanaat geçinen bir gencin gündelik hayatı üzerinden anlatmaya çalışıyor. Kaçak DVD işi, annesiyle neredeyse hiç konuşmayan bir oğul, aynı apartmandaki komşu kıza ve sahip olmayı umduğu bir motosiklete bağlanan küçük umutlar: kentin çeperinde sıkışmış bir hayatın portresi için doğru malzemeler. Nedensiz küçük hırsızlıklar da bir tür sessiz başkaldırı gibi okunabilir. Ne var ki bir eleştirmenin belirttiği gibi karakterler gerçek varoş insanlarından çok kurgulanmış figürler gibi davranıyor; bu da filmin toplumsal gözlem iddiasını zayıflatıyor. Kenar mahalle yaşamına dair samimi bir deneme, ama bir dönem tanıklığı olarak tartışmalı.

Aksiyon ve Gerilim Meraklısı Temposu, gerilimi ve sahneleri önde tutan, yavaş dramalara sabrı az bir bakış.

Çalınan gizemli bir paket, aynı gün öldürülen bir adam... Başlangıç gerilim vaat ediyor. Ama Pus bu kıvılcımı hızlı bir takibe çevirmek yerine ağır, sessiz bir dram olarak ilerliyor. Reşat'ın içine kapanıklığı ekrana da yansıyor; uzun suskunluklar arasında tempo bir türlü yükselmiyor. Gerilim ve hareket bekleyen biri için gerçek bir sabır sınavı. Festival filmlerini sevenler belki başka bir şey bulur.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar