New York'ta Beş Minare

New York'ta Beş Minare

Film · 2010 · 10 kişi

Aksiyon-gerilim türündeki New York'ta Beş Minare'yi Mahsun Kırmızıgül 2010'da yazdı ve yönetti. Adı, Bitlis'te Beş Minare türküsünden gelir. Yapımcılığı Boyut Film'e ait olan film, 4 Kasım 2010'da İstanbul Kanyon'daki galanın ardından 5 Kasım'da vizyona girdi. İlk üç günde 703.330 seyirciye ulaşarak en iyi açılış gişeleri sıralamasında yedinci oldu ve 2010'un en yüksek gişe hasılatına (yaklaşık 31,5 milyon lira) ulaştı. ABD'de Act of Vengeance adıyla gösterildi.

Hikâye İstanbul, New York ve Bitlis arasında geçer; olayların yarısı Amerika'da yaşanır. Kırmızı bültenle aranan, köktendinci bir teşkilatın lideri ve cemaat önderi olan, "Deccal" kod adlı bir suçlunun New York'ta yakalandığı haberi gelir. Teşkilatın en başarılı iki polisi onu teslim almak için Amerika'ya gider. İş kolay görünür, ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Anlatı, 11 Eylül sonrası Amerika'nın ve dünyanın İslam'a karşı geliştirdiği paranoyayı sorgular. Hacı Gümüş'ü Haluk Bilginer, Fırat'ı Mahsun Kırmızıgül, Acar'ı Mustafa Sandal canlandırır; Robert Patrick (Becker), Gina Gershon (Maria) ve Danny Glover (Marcus) da kadrodadır.

Kırmızıgül bu filmle, Beyaz Melek ile Güneşi Gördüm'ün ardından yine büyük ölçekli bir hikâyeye uzandı. Bir eleştirmen filmi sezonun en iddialı yerli yapımı saymış, ama önceki iki filmdeki güçlü karakter çatışmalarını burada bulamamıştır.

YönetmenMahsun Kırmızıgül
Yapım ŞirketiBoyut Film
New York'ta Beş Minare New York'ta Beş Minare New York'ta Beş Minare New York'ta Beş Minare New York'ta Beş Minare New York'ta Beş Minare New York'ta Beş Minare New York'ta Beş Minare

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Yalnızca sitemizde profili bulunan oyuncular listelenir.

Farklı gözlerle

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

New York'ta Beş Minare, 11 Eylül sonrasında İslam'a karşı gelişen paranoyayı sorgulamayı amaçlıyor ve bunu İstanbul, New York ve Bitlis arasında gidip gelen bir hikâyeyle yapıyor. Adını Bitlis'te Beş Minare türküsünden alması, yerel bir kültürel hafızayı küresel bir korku iklimine bağlama çabasının işareti gibi. Amerikalı ve Türk oyuncuları aynı hikâyede buluşturması, iki toplumun birbirine bakışını görünür kılmak açısından anlamlı. Ancak ön yargıyı eleştiren bir film, iyiyi ve kötüyü keskin çizgilerle ayırdığında kendi kalıplarını üretme riskini taşır; mesajın gücü karakterlerin derinliğine bağlı. 2010'da yerli gişenin zirvesine çıkması, konunun seyirci için ne kadar güncel olduğunu da gösteriyor.

Aksiyon ve Gerilim Meraklısı Temposu, gerilimi ve sahneleri önde tutan, yavaş dramalara sabrı az bir bakış.

Aranan bir lideri teslim almaya giden iki polis, basit görünen bir görev ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı bir kurgu: aksiyon gerilim için iyi bir zemin. Olayların yarısının Amerika'da geçmesi ve Robert Patrick, Danny Glover gibi isimler ölçeği büyütüyor. Yalnız 116 dakika uzun; dramın ağırlaştığı yerlerde tempo düşüyor.

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Mahsun Kırmızıgül, Beyaz Melek ve Güneşi Gördüm'den sonra yine büyük ölçekli bir hikâye seçiyor; bu kez senarist, yönetmen ve başrol oyuncusu olarak üç şapkayı birden taşıyor. Hırs ekranda belli: üç şehre yayılan anlatı, uluslararası kadro ve aksiyon gerilim türünün vaatleri. Ama bu hırsın bir bedeli var. Bir eleştirmenin belirttiği gibi, önceki iki filmdeki güçlü karakter çatışmaları burada eksik; Haluk Bilginer'in Hacı Gümüş'ü gibi ağırlıklı bir figür bile tezin taşıyıcısı olmanın ötesine pek geçemiyor. Tür sineması ile mesaj filmi arasında gidip gelen yapı, 116 dakikayı gereğinden uzun hissettiriyor. İlk üç gününde 700 bini aşkın seyirciye ulaşan filmin iddiası büyük, sonucu ise karışık.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar