Sevmek Zamanı

Sevmek Zamanı

Film · 1965 · 13 kişi

Sevmek Zamanı (Time to Love), Metin Erksan'ın 1965'te çektiği bir Türk dramıdır; kaynaklar türünü romantik dram olarak da verir. Erksan filmin yönetmeni, senaristi ve yapımcısıdır. Filmin teması "surete âşık olmak"tır. 86 dakikalık yapım, Türk sinemasının en özgün ve önemli örneklerinden biri sayılır; ayrıca yaratıcı konusu ve dayandığı psikolojik çözümlemelerle dokunaklı, hüzünlü bir film olarak anılır; sinemamızın gizli hazinelerinden biri diye de nitelenir. Film, Erksan'ın ölümünün onuncu yılına denk gelen 2022'de MUBI'nin katkılarıyla 4K kalitesinde restore edilmiştir.

Hikâye İstanbul'un Adalar semtindeki köşklerde geçer. Ustasıyla birlikte boyacılık yapan Halil, bir gün çalıştığı köşkün duvarında asılı bir kadın portresini görür ve ona yüreğini kaptırır. Resme bakabilmek için o boş köşke tekrar tekrar gider. Portredeki kadın Meral bir gün çıkagelir ve bir adamın kendi suretine âşık olduğunu öğrenince çok etkilenir; Halil'in özel biri olduğunu, aralarında bir şeyler yaşanabileceğini düşünür. Ne var ki Halil'i bağlayan Meral'in kendisi değil, onun görüntüsüdür.

Halil'i Müşfik Kenter, Meral'i Sema Özcan canlandırır. Kadroda Fadıl Garan da yer alır.

YönetmenMetin Erksan
Sevmek Zamanı Sevmek Zamanı

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Müşfik Kenter Müşfik Kenter Oyuncu · 79 yaşında vefat etti Sema Özcan Süleyman Tekcan Fadıl Garan Adnan Uygur Deniz Çakır Kemal Ergüvenç Oya Bulaner Hayri Esen Ayban Erkmen Abdullah Demiryan Osman Karahan Mehmet Omar

Farklı gözlerle

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Sevmek Zamanı, Yeşilçam'ın gözyaşı ve kavuşma üzerine kurulu aşk filmlerinden bambaşka bir yerde duruyor. Metin Erksan bir sureti sevmeyi, yani aşkın kendisinden çok aşka duyulan özlemi anlatıyor; bu yüzden film alışılmış bir melodramdan çok bir şiir gibi okunuyor. Adalar'daki boş köşkler, duvardaki portre ve o portreye tekrar tekrar dönen Halil, unutulmaz bir hüzün imgesi kuruyor. Klasik bir Yeşilçam sıcaklığı arayan seyirci bu serin melankoliyi ilk anda yadırgayabilir. 2022'deki 4K restorasyon, bu gizli hazineyi yeni kuşaklarla buluşturmak için kıymetli bir fırsat.

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Erksan'ın filmi, Türk sinemasında bir imgeye âşık olmayı konu edinen nadir ve cesur bir deneme. Asıl incelik, öykünün klasik aşk hikâyesinin tersine kurulmasında: Meral'in kendisi ortaya çıktığında çatışma çözülmüyor, tersine derinleşiyor, çünkü Halil'i bağlayan kadın değil, onun sureti. Bu fikir sinemanın kendisine dair bir yorum olarak da okunabilir; perdede gördüğümüz imgeye duyduğumuz bağlılık ile gerçeklik arasındaki mesafe. Erksan'ın filmi yazıp yönetmesinin yanında yapımcılığını da üstlenmesi, böylesine kişisel bir tercihin nasıl mümkün olduğunu açıklıyor. Benim çekincem tempoyla ilgili: film sabırsız bir göze kendini kolay açmıyor ve bugünün seyircisine yer yer durağan gelebilir. Yine de 4K restorasyonla yeniden keşfedilmeyi fazlasıyla hak eden bir yapıt.

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Filmin arka planındaki sınıf farkı, aşk temasının altında sessizce işliyor: bir ustanın yanında çalışan boyacı Halil ile portresi Adalar'daki köşklerden birinin duvarında asılı duran Meral. Bence Halil'in gerçek kadından çok portreye bağlanması, ulaşılamaz olanın ancak bir imge olarak sahiplenilebildiği bir toplumsal mesafeyi de düşündürüyor. Adalar'daki boş köşkler, o evlerin sahipleriyle orada çalışan emekçilerin dünyası arasındaki karşılaşmanın mekânına dönüşüyor. Erksan bunu bir tez gibi anlatmıyor; mesele aşk hikâyesinin dokusuna gömülü kalıyor. Bu okuma, filmin kişisel bir melankoliden fazlasını söylediğini gösteriyor.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar