Pehlivan

Pehlivan

Film · 1984 · 8 kişi

Pehlivan, Zeki Ökten'in 1984'te yönettiği, güreşi geçim derdinin içinden anlatan bir Türk dramı. Film, para kazanmak için yağlı güreşe yönelen sıradan bir adamın hayallerini ve bu hayallerin bedelini konu alıyor. Yapım 35. Berlin Uluslararası Film Festivali'ne seçildi; Tarık Akan orada mansiyon ödülü aldı. Yapımcılığını Şerafettin Gür üstlenirken filmi Şeref Film hazırladı.

Başkarakter Bilal, karısı, iki çocuğu ve yaşlı babasıyla yaşar. Geçimini sağlamak için çeşitli işlerde çalışır, asıl amacı ise Libya'ya işçi olarak gitmektir. Vizesini beklerken cazgır Mestan ona, babasının mesleği olan pehlivanlığı önerir. Bilal, Kırkpınar'da şampiyon olursa büyük ödülü alacağını düşünür ve Mestan ile ustası Sarı Tevfik'in yardımıyla müsabakalara hazırlanır. Kazandığı her güreş, zengin olma hayallerini biraz daha büyütür. Bilal'i Tarık Akan, Sarı Tevfik'i Yaman Okay, Mestan'ı Erol Günaydın canlandırıyor; Bilal'in babası Himmet'i Ahmet Kayışkesen, Cemile'yi Tuluğ Çizgen oynuyor. Kadroda ayrıca Orhan Çağman ile Yavuzer Çetinkaya da var.

Senaryoyu Fehmi Yaşar yazdı. Müziği Tarık Öcal'a, görüntü yönetmenliği Hüseyin Özşahin'e, kurgu Nevzat Dişiaçık'a aittir. Film renkli ve 35 mm çekildi.

YönetmenZeki Ökten
Yapım ŞirketiŞeref Film
Pehlivan Pehlivan

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Farklı gözlerle

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Zeki Ökten'in insanı merkeze alan sineması, Tarık Akan'ın sade oyunculuğuyla buluşunca ortaya gösterişsiz ama yüreği olan bir film çıkıyor. Akan'ın Berlin'de mansiyonla anılması boşuna değil; rolü bir kahraman gibi değil, hayallerine tutunmaya çalışan sıradan bir adam gibi taşıyor. Yağlı güreş gibi köklü bir geleneği geçim derdiyle yan yana koymak da sinemamızın en güzel damarlarından biri. Gürültülü güldürülerden uzak, sessiz bir hüzünle anlatılan bu tür filmler bugün daha da kıymetli görünüyor.

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Pehlivan, seksenlerin başındaki Türkiye'nin önemli bir gerçeğine dokunuyor: geçinemeyen erkeklerin umudunu yurt dışında, bu örnekte Libya'da işçilikte araması. Bilal'in vize beklerken güreşe yönelmesi, geleneğin bile bir geçim stratejisine dönüşebildiğini gösteriyor. Babasının mesleğine para için dönmesi, kuşaklar arası bağı hem bir miras hem de bir yük olarak okumaya izin veriyor. Karısı, iki çocuğu ve yaşlı babasıyla kalabalık bir haneyi tek başına taşımaya çalışan erkek figürü de dönemin aile yapısı hakkında çok şey söylüyor. Film bunu ders verir gibi değil, bir adamın büyüyen hayalleri üzerinden anlatıyor.

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Ökten burada spor filminin bilinen yapısını, yani her galibiyetle yükselen eğriyi, toplumsal gerçekçi bir dramın içine yerleştiriyor. Galibiyetler zafer anlarından çok Bilal'in hayallerinin şiştiği basamaklar olarak işliyor ve bu, türün kalıbına zekice bir mesafe koyuyor. Fehmi Yaşar'ın senaryosu karakterleri abartıdan uzak tutuyor, Hüseyin Özşahin'in görüntüleri de gösterişten kaçınan bir gerçekçilik peşinde. Çekincem tempo üzerine: hazırlık ve bekleme bölümleri yer yer tekrara düşüyor ve dramatik gerilim olması gereken yoğunluğa her zaman ulaşmıyor. Yine de dönemin sinemasında bir spor hikâyesini toplumsal bir soruya dönüştürmenin kayda değer örneklerinden biri.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar