Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu

Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu

Film · 1990 · 3 kişi

Engin Ayça'nın ikinci uzun metrajlı filmi olan Türk draması Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu 1990'da çekildi. Film, bir Türk sanat müziği solistinin, çalgı ekibindeki udi arkadaşıyla yaşadığı yakınlaşmayı konu alır. Renkli ve 35 mm çekilen yapım yaklaşık yüz dakika sürer; yapımcılığını Erhan Erzurumlu, yapım şirketliğini Erka Film üstlenmiştir.

Ünlü ve herkesin gıptayla baktığı solist Leyla'yı (Leyla Akın) Türkân Şoray, udi Cemal Bey'i Ekrem Bora canlandırır; Cemal Bey'in kız kardeşi rolünde Gülsen Tuncer vardır. Kadroda ayrıca Bülent Ufuk ile Alev Koral da var. Film Cemal Bey'in ölümüyle başlar ve ikilinin ilişkisini doğrusal anlatmak yerine geri dönüşlerle, Leyla'nın zihnindeki anılarla kurar. Tarif edilemez bir boşluk duyan Leyla, yaşadıklarını anlamlandırmak için Cemal Bey'in evine gider, ailesi ve arkadaşlarıyla konuşur.

Senaryoyu Ayça ile Ali Çıdamlı yazmış, görüntüleri Ertunç Şenkay yönetmiştir. Filmin müziği Melih Kibar'ındır; Semra İnanç'ın seslendirdiği "Gönül Kuşum" ve "Mektuplar" bu film için özel olarak bestelenmiş, sözlerini Gülsen Tuncer yazmıştır. 28. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde (1991) Ekrem Bora en iyi erkek oyuncu, Gülsen Tuncer en iyi yardımcı kadın oyuncu seçilmiş, film de En İyi 3. Film ödülünü almıştır. Semra İnanç ise 1992'de Korsika'daki 8. Uluslararası Akdeniz Festivali'nde en iyi ses birinciliğini kazanmıştır.

YönetmenEngin Ayça
Yapım ŞirketiErka Film

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Farklı gözlerle

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Türkân Şoray'ı bir sanat müziği solisti olarak, Melih Kibar'ın besteleri eşliğinde izlemek, klasiklerle büyümüş bir göz için başlı başına bir armağan. Film bir ölümle açılıyor ve bir yakınlığı geriye dönüşlerle, Leyla'nın anıları arasından yavaş yavaş kuruyor; bu sessiz, hüzünlü anlatım eski melodramların gürültüsünden çok uzak. Ekrem Bora'nın udi Cemal Bey'i ağırbaşlı ve dokunaklı. Semra İnanç'ın sesinden "Gönül Kuşum" ise film bittikten sonra da insanın içinde dolaşıyor. Sabırla ve gönülle izlenecek bir eser.

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Engin Ayça'nın ikinci uzun metrajı, hikâyeyi bir ölümle başlatıp ilişkiyi doğrusal olmayan bir yapıda, Leyla'nın belleğinden süzerek anlatmayı seçiyor. Bu tercih filme bir yas günlüğü havası veriyor: Geri dönüşler bir olay örgüsünden çok bir boşluk duygusunu inşa ediyor. Ertunç Şenkay'ın görüntüleri ve Melih Kibar'ın müziği bu iç dünyayı destekliyor. Ne var ki yapı her zaman aynı verimle işlemiyor; anı ile şimdi arasındaki geçişler zaman zaman ağırlaşıyor ve anlatı aynı duygunun etrafında dönüp duruyormuş gibi bir his bırakıyor. Yine de Antalya'da Ekrem Bora ile Gülsen Tuncer'e verilen oyunculuk ödüllerinin karşılığı ekranda görülüyor; özellikle Bora'nın ölçülü oyunu filmin taşıyıcı kolonu.

Aksiyon ve Gerilim Meraklısı Temposu, gerilimi ve sahneleri önde tutan, yavaş dramalara sabrı az bir bakış.

Açık konuşayım: Bu film benim temposuma göre değil. Hikâye bir ölümle başlıyor, sonra neredeyse tamamen anılar ve sohbetler üzerinden ilerliyor; gerilim ya da büyük bir sahne beklemeyin. Yüz dakika boyunca ağır bir hüzün hâkim. Yine de Türkân Şoray ile Ekrem Bora'nın oyunları güçlü, şarkılar da kulakta kalıyor. Sakin bir akşam için, dram seven biriyle izlenebilir.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar